Şarkılarla Dünya Turu: Afrika

-
Aa
+
a
a
a

Şarkılarla Dünya turumuzun ikinci haftasında Afrika’yı ziyaret ettik ve Rose Laurens, Pierre Perret, Michel Sardou ve France Gall gibi isimlerden bu kıtayı ve kıtada yaşayan halkları konu alan parçalar dinledik.

France Gall
Frédéric Meylan

Programın açılışını, Rose Laurens’ın 1982 tarihli Africa adlı şarkısıyla yaptık. Sözleri Jean-Michel Bériat, bestesi ise Jean-Pierre Goussaud imzasını taşıyan parçada; büyücülerden, voodoo ayinlerinden ve Afrika’nın vahşi ve egzotik doğasından bahsediliyordu. Laurens’ın 1983’te Voodoo Master adıyla İngilizce olarak da kaydettiği şarkı, birkaç ay içinde sadece Fransa’da yaklaşık bir buçuk milyonluk bir satış rakamına ulaşmıştı.

Fransa’nın sömürge tarihinde Orta ve Kuzey Afrika’daki birçok ülkenin önemli yeri var. Bu nedenle Cezayir, Fas, Kamerun, Senegal ve Fildişi Sahili gibi birçok ülkede hâlâ Fransızca konuşuluyor ve zaman içinde bu ülkelerden Fransa’ya gerçekleşen göçler nedeniyle, özellikle kültür sanat alanında karşılıklı etkileşimler söz konusu. 90'ların ikinci yarısından itibaren adlarını duyurmaya başlayan ve çoğunlukla sokağın ve banliyö yaşamının temsilcileri olarak görülen rap müzisyenleri de, genellikle Afrika kökenli sanatçılar. Tüm bu nedenlerle Afrika kıtasının ve bu kıtada yer alan ülkelerin Fransız şansonunda sık sık gündeme gelmesi sürpriz sayılmaz. Bu temayı işleyen şarkıların erken dönem örnekleri arasında akla ilk gelenlerden biri ise Henri Salvador imzasını taşıyan Le lion est mort ce soir. Güney Afrikalı müzisyen Solomon Linda’nın 1939 tarihli Mbube adlı şarkısından Fransızcaya uyarlanmıştı parça. Mbube, Zulu dilinde Aslan anlamına geliyor. Parçanın orijinalini Johannesburg’da, Gallo Plak Şirketinde kaydeden Solomon Linda’ya yürürlükteki İngiliz yasalarının aksine bunun karşılığında bir telif ücreti ödenmemiş, parçanın 1940’lı yıllarda Güney Afrika’da büyük ilgi görüp yüz bine yakın bir satış rakamına ulaşmasına ve Afrika’ya özgü a capella müzik tarzına adını vermesine karşın, Linda yoksulluk içinde ölmüştü. Ellili yıllarda ABD’nde keşfedilen şarkı, Pete Seeger tarafından Wimoweh adıyla İngilizceye uyarlanmış, 1961’de The Tokens grubu ise şarkıyı The Lion Sleeps Tonight adıyla kaydetmişti. Şarkının Fransızca versiyonu 1961’de Gloria Lasso tarafından Réveille-toi adıyla seslendirmiş, Henri Salvador ise 1962 tarihli uyarlamasına parçanın The Tokens versiyonunu baz alarak Le lion est mort ce soir (Aslan bu akşam öldü) adını vermişti.

1971’de piyasaya çıkan Je m’éclate au Sénégal, Martin Circus grubunun en büyük hit parçalarından biri olmuştu. Gerard Pisani ve Bob Brault’nun, topluluğun bir turne kapsamında Afrika’ya yaptığı yolculuktan ilham alarak yazdığı şarkıda, Pigalle’in sıkıcı rutinlerinden kaçıp Senegal’de özgür, eğlenceli, biraz da çılgın bir tatil yapma hayallerinden bahsediliyordu. “Her cumartesi Pigalle’e dansa gidiyorum, Ama sanırım tüyeceğim bu defa, Cırcır böceklerinin şarkı söylediği bir ülkeye, deliler gibi eğlenmeye gidiyorum Senegal’e!” sözleriyle 70’lerin özgürlük ruhunu yansıtan şarkı, içerdiği o dönemde müstehcen sayılabilecek birkaç kelime nedeniyle kısa süreliğine Europe 1 radyosu tarafından sansüre uğrasa da toplamda üç yüz binin üzerinde bir satış rakamına ulaşarak o yılın en büyük ticari başarılarından birini elde etmişti. Öte yandan yine parçada geçen “Tencere tava çaldım bütün gece, Sabah uyandım bir çöp kutusunun içinde, giyinmişim soytarı gibi, bulamıyorum bile otelimi” gibi mizah dozu yüksek sözler, Martin Circus’ın tıpkı Les Charlots gibi “pochade” adı verilen skeç tarzındaki şarkılar yapan bir grup olduğunun sanılmasına yol açtı. Topluluğunun, Les Charlots üyelerinin rol aldığı Claude Zidi komedisi Les Bidasses en folie'ye (5 Deli Askerde) konuk olması bu yanlış anlaşılmanın kalıcı bir hale gelmesine yol açacak, ciddi bir rock grubu olan Martin Circus, en azından beyazperdede bayat espriler içeren basit komedi filmleriyle özdeşleştirilecekti.

Avrupalı devletlerin yüzyıllar boyunca kaynaklarını sömürüp bir de üstüne kendi kültürlerini ve dillerini zorla kabul ettirdiği Afrika halkları, ilerleyen dönemde ülkelerinde yaşanan yoksulluk ve geri kalmışlık nedeniyle Avrupa’ya göç ettiklerinde çoğunlukla ırkçılık ve ayrımcılıkla karşılaştıralar. Bir zamanlar yaşadıkları topraklarındaki tüm zenginlikleri alıp götüren ve onları geri kalmışlığa mahkûm edenler, şimdi onları yanlarında istemiyor, onlara ikinci sınıf insan muamelesi yapıyordu. François Béranger’nin 1979 tarihli parçası Mamadou m’a dit de bu temaları ele alıyor. Béranger, Senegalli müzik yapımcısı Mamadou Kanté’den esinlenmişti bu şarkı için. 1978’de Fransa’daki ilk Africa Fête festivalini organize eden Kanté, 70’li yıllarda “Matthieu” takma adıyla Fransa’daki göçmen işçilerin mücadelelerine verdiği destekle tanınıyordu. Parçada da: "Mamadou bana dedi ki, limonu sıktık kabuğunu atabiliriz: Limonlar siyahiler, Afrika’nın tüm esmer halkları, Senegal, Moritanya, Yukarı Volta, Togo, Mali, Fildişi Sahili ve Gine, Benin, Fas, Cezayir, Kamerun ve geri kalan hepsi, Sömürgeciler gitti, bando mızıka eşliğinde, Tören konuşmaları, dualar, kutsamalarla, Her halk kendi kaderine sahip normalde, Ve serpilmeli uyum içinde, Ama dört damarından kanı emilip, İyice sıyrılıp, her şeyi alınıp götürüldükten sonra” sözleriyle sömürgecileri arkalarında bir enkaz bırakıp Afrika ülkelerini terk etmelerine vurgu yapılıyordu. Benzer bir temayı işleyen bir diğer şarkı da yine aynı dönemde, 1977’de piyasaya çıkan Pierre Perret imzalı Lily. O zamana dek genelde neşeli ve muzip parçalarla tanınan sanatçı, bu şarkısında ırkçılık ve yabancıların entegrasyonundan bahsediyor, ayrıca şiddete ve ayrımcılığa maruz kalan göçmenlerin durumunu gözler önüne seriyordu. Şarkıda “Somali taraflarındanParis’e kendi rızasıyla çöpçülük yapmaya gelen” Lily adlı bir kadının hikâyesini anlatıyordu Perret. Hayallerini kaybeden bu kadın, ırkçılığa cesurca göğüs görüyor ve sonunda Amerika Birleşik Devletleri’ne göç ediyor. Orada da aynı zorluklarla karşılaşsa da Angela Davis’in yanında biraz teselli buluyor. Perret 1972’de New York’ta Angela Davis’in bir konferansına katıldıktan sonra karar vermiş ırkçılık üzerine bir şarkı yazmaya. 70’lerin başındaki petrol krizi ve bunun sonucunda yaşanan ekonomik krizin etkisiyle, Fransa’da tüm kötülüklerden sorumlu tutulan yabancılara karşı yavaş yavaş bir nefret duygusu oluşmaya başlamış, 1972’de Jean-Marie Le Pen tarafından aşırı sağcı Ulusal Cephe partisi kurulmuş, Perret de ülkede baş gösteren bu ırkçılık ve hoşgörüsüzlük havasına bir tepki olarak bu parçayı kaleme almıştı. Şarkının yayınlanmasının ardından, çok sayıda hakaret ve tehdit mektubu alan sanatçı yılmadı ve parçasını her ortamda savunmaya devam etti. Hem ticari hem de eleştirel anlamda da büyük bir başarıya imza atan şarkı ona bir de LICRA (Uluslararası Irkçılık ve Antisemitizmle Mücadele Derneği) ödülü getirdi.

Fildişi Sahilli reggae müzisyeni Tiken Jah Fakoly ise, 2002 tarihli albümüne ismini de veren Françafrique adlı parçasında: “Silah satıyorlar bize, Biz birbirimizi vururken, Talan ediyorlar zenginliklerimizi, Şaşırdıklarını söylüyorlar sonra, Afrika’nın hâlâ savaşta olmasına. Kongo’yu yaktılar, Angola’yı ateşe verdiler, Gabon’u yerle bir ettiler, Kinshasa’yı küle çevirdiler” sözleriyle Fransa’nın Afrika kıtası üzerindeki politik ve ekonomik etkisinden bahsediyordu. Albümüne ekonomist ve insan hakları aktivisti François-Xavier Verschave’ın 1998’de yayınlanan kitabının ismini veren sanatçı, albümdeki şarkıları da onunla birlikte kaleme almıştı. Bu konuyla ilgili: “Biz genç Afrikalılar, bağımsızlık kazandıktan kırk yıl sonra bile Afrika’da Fransız ordusuna ait üsler görmeye devam ettiğimizde biraz kızıyoruz.” demişti Tiken Jah Fakoly.

France Gall, 1986’da Senegal’e yaptığı bir yolculuk sırasında, Fatou adında genç bir anne ve onun iki aylık bebeği Babacar ile tanışmıştı. Genç bir öğrenci olan ve kocası tarafından terk edilen Fatou, bebeği tek başına ve maddi imkânsızlıklar içinde büyütmek zorunda kalmıştı. France Gall’le karşılaşmasının ardından bebeğini ona vermeyi teklif etti genç kadın ve çocuğunu onun büyütmesini istediğini söyledi. Bu teklif karşısında şaşkınlığa uğrayan Gall, çocuğun fotoğraflarını çekti ve bu konuyu düşüneceğini söyledi. Fransa’ya döndükten sonra olaydan eşi Michel Berger’ye bahsetti Gall ve çift çocuğu evlat edinmeyi kabul etmese de genç anneye ve oğluna maddi ve manevi destek olmaya karar verdi. Eşinin yaşadığı bu duygusal sarsıntıdan etkilenen Michel Berger ise bu hikâyeden aldığı ilhamla nakarat kısmında Gall’in duygularını yansıtan “Geri döndüğüm günden beri bakışınla yaşıyorum, Belleğimde büyüyorsun sen.” dizlerine yer verdiği Babacar adlı parçayı yazdı.  Çift, 1987’nin Ocak ayında, şarkının klibini çekmek için tekrar Dakar’a gitti ve bu vesileyle Fatou ve bebeğiyle yeniden görüştü. Onlara bir apartman dairesi bulan çift, genç kadının terzilik eğitimi masraflarını karşıladı ve çocuğun geleceğini güvence altına aldı. Buna karşın 2018’in Mart ayında, Gall’in ölümünden iki ay sonra, Paris Match dergisine konuşan Fatou, France Gall’le tanıştığında bir restoranda çalıştığını, bebeği evlatlık verme konusunun aralarında esprili bir şekilde konuşulduğunu ve Babacar’ı vermeyi asla düşünmediğini açıklayacaktı.

1976’da piyasaya çıkan Le temps des colonies (Koloniler zamanında) adlı parçası aracılığıyla sömürgecilik güzellemesi yapmakla suçlanan Michel Sardou, bundan altı yıl sonra yayınladığı Afrique Adieu’de daha güvenli sularda yüzmeyi tercih etmişti. Müziği Jacques Revaux sözleri ise kendi imzasını taşıyan parçada, yolculuk ve egzotizme olan düşkünlüğünü yansıtan sanatçı, aynı zamanda Afrika’daki Üçüncü Dünya ülkelerine dair karamsar ve düş kırıklığı dolu bir bakış açısı sunuyordu. Nehirde kürek çeken Afrikalılar imgesinden ilham alarak yazdığı şarkıda, bir yandan Büyük Tanganyika Gölü, Pretoria şehri, Güney Afrika, Senegal’in güneyinde bulunan Casamance ya da Kamerun’un başkenti Yaoundé gibi yerlerden bahseden sanatçı, diğer taraftan da Afrika halklarının kültür ve geleneklerine vurgu yapıyordu. Bunun yanı sıra Revaux’nun hızlı ve neşeli bestesine karşın, Sardou’nun kaleme aldığı sözlerde kıtanın politik ve ekolojik geleceğine dair oldukça karamsar bir hava hakimdi. Özellikle nakarat kısmındaki “Elveda Afrika, güzel Afrika, nereye akıyor mavi suları Tanganyika’nın? Elveda Afrika, samba kalbin, olabildiğince kanıyor, gidiyor kalbin …” sözleriyle doruk noktasına çıkan bu derin hüzün ve karamsarlık duygusu, Michel Sardou’nun 1983 Olympia konserlerinde, şarkının temposu hızlandırılarak ve melodi daha neşeli bir tonda yeniden düzenlenilerek bastırılmaya çalışılmıştı.

Cezayir’de dünyaya gelmesinin ardından ülkede patlak veren iç savaş sonrasında Fransa’ya göç eden ve o günden sonra bir daha doğduğu ülkeye geri dönemeyen Enrico Macias, 1993’te Senegalli iki kardeş tarafından kurulan Touré Kunda grubuyla Nous les Africains (Biz Afrikalılar) adında bir parça kaydetmişti. Parçanın ismi için, İkinci Dünya Savaşında, Fransa adına savaşan (ya da daha doğrusu savaşmak zorunda kalan) Afrikalıların cesaretini övmek üzere yazılmış 1943 tarihli La Marche des Africains’den ilham almıştı Enrico. Sanatçı buna karşın Claude Lemesle ile birlikte söz konusu askeri marşın sözlerini değiştirmiş ve şarkının evrensel kardeşliğe ve halklar arasındaki kültürel bağlara adanmış barışçıl bir mesaja dönüşmesini sağlamıştı

.

Kaynaklar:

- 1001 histoires secrètes de chansons, Fabien Lecœuvre, Editions du Rocher, 2017

- France Gall - L'intégrale, Norman Barreau-Gély, EPA Eds, 2023

- La véritable histoire des chansons de Michel Sardou, Fabien Lecoeuvre, Hugo Image, 2018

Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Rose Laurens Africa Africa - EP 3:36
Henri Salvador Le lion est mort ce soir Triple Best Of 2:45
Claude Nougaro L'amour sorcier Les 50 plus belles chansons 3:28
Martin Circus Je m'éclate au Sénégal Story 4:06
Alain Barrière Viva Ouagadougou Angela 3:08
François Béranger Mamadou m'a dit Joue pas avec mes nerfs 4:34
Pierre Perret Lily Lily 3:00
France Gall Babacar Babacar 4:49
Michel Sardou Afrique adieu (Live à Bercy 1998) Bercy 98 4:33
Tiken Jah Fakoly Françafrique Françafrique 4:22
Enrico Macias & Touré Kunda Nous les Africains A Suzy 3:55